Buz adam Wim Hof

Buz adam lakaplı Wim Hof, buz dolu gölde en uzun mesafe yüzmekten, çıplak ayakla kar ve buz üzerinde maraton koşmaya, buz içerisinde en uzun süre durmaya kadar 26 farklı dünya rekoru kırmıştır. Ayrıca Everest ve Kilimanjaro dağlarına sadece şort ve ayakkabı ile tırmanma denemeleri gerçekleştirmiştir.

Çoğu insan için yapması çok zor ya da imkansız gelen şeyleri başarmış kişiler ilgimi çekiyor. Bu kişiler hakkında okudukça hepsinin ortak noktaları olduğunu görüyorum. Bunlardan biri de hepsinin değişik nefes alma tekniklerini keşfedip bunları yaşamlarında uygulamaları. Nefes almak insan için hayati bir eylem. Fakat bunu otomatik olarak yaptığımız için üzerinde fazla durmuyoruz.

Wim Hof bazı eski tekniklerden etkilenerek kendine bir nefes alma tekniği geliştirmiş. Bunu soğuğa maruz kalma ile de birleştirerek hem fiziksel hem de zihinsel dayanıklılığını artırmış. Gençken yoga, meditasyon, karate ve koşu ile uğraşmış. Bir gün Hollanda’da kanal boyunca gezerken yarı donmuş kanalın içine giriyor ve kendini çok iyi hissettiğini ve zihninin berraklaştığını söylüyor. Sonraki günlerde de kanalda yüzme alışkanlığını devam ettiriyor. Bunu budistlerin kullandığı eski nefes alma ve meditasyon tekniği ile birleştiriyor. Bu meditasyon tekniğinde kişinin vücut iç ısısını artırması üzerine çalışılıyor. Bu da kişinin kendi vücut ısısını kontrol etmesini sağlıyor. Sonraki 25 yıl boyunca da günlük rutinini devam ettiriyor.

Eşi şizofreni belirtileri göstermeye başlayıp kendini 8. kattan aşağı atıyor. Bu olaydan sonra Wim, kendi nefes alma tekniğinin diğer insanlara da yardımcı olacağını düşünüyor ve kendi tekniğini popüler hale getirmek için çalışıyor.

Hollanda’da üniversitedeki araştırmacılar Wim Hof’un ve kendi metodunu uygulayan gönüllü kişilerin üzerinde deneyler yapıyorlar. Binlerce insana bulantı ve ateşe neden olan bir bakterinin enjekte edildiği bir deneye katılıyor. Bu bakteriye karşı savunma mekanizmasını harekete geçirip bakteriyi diğer insanlardan farklı olarak kısa sürede etkisiz hale getirmiş. Araştırmacılar , Wim Hof’un kendi bağışıklık sistemini kendi isteğiyle manipüle edebildiğini görüyorlar. Bu şekilde hastalıklara karşı kendi savaşıyor. Wim Hof, bunu her insanın yapabileceğini iddia ediyor ve kendi yöntemini 4 gün boyunca uygulayan insanlara aynı şekilde bakteri enjekte edilerek test ediliyor ve onlarda da bakterinin etkisiz kaldığını ya da çok az etki gösterdiğini tespit ediyorlar.

Wim Hof, eşi intihar ettikten sonra tekrardan iyi hissetmenin ve kırık kalbini iyileştirmenin yolunu bulmalıydı. “Soğuk beni iyileştirdi. Kalbin kırıkken sürekli endişeli ve üzgün oluyorsun. Soğuğa maruz kalıp hayatta kalmak iyileşmemi ve endişelerimden , üzüntümden, depresyondan kurtulmamı sağladı. Bana enerji verdi ve mutlu olmamı sağladı” diyor. Soğuk ile beraber zihni ve vücudu ile daha derin bir bağ kurduğunu söylüyor. Soğuk suya girdiğini gören insanlar aklını kaçırdığını düşünürlerken, o ise zihninin derinliklerine bu şekilde inmeyi başarmış. Evde de soğuk duş almanın faydasından bahsediyor. “Soğuğa maruz kaldığımızda adrenalin artar. Bu da stres hormonlarının etkisini azaltır. Günümüzde sürekli stres altında olduğumuz için kortizol hormonundan kurtulamıyoruz. Soğuk duş aldığında savaş ya da kaç sistemi bozuyorsun, adrenalin yükseliyor ve stres hormonu seviyesi de aşağıya düşüyor. Bu şekilde daha rahat ve sakin hissediyorsun. Soğuk ile birlikte adrenalin artıyor ve bu da vücudu uyarıyor. Adrenalin yüksek seviyelere çıktığında kortizol seviyesini aşağı çekiyor. Kortizol modern yaşamda büyük bir problem çünkü çok fazla strese sahibiz ve bundan kurtulamıyoruz ve bunu devam ettiriyoruz. Soğuğa maruz kaldığında, deri üstündeki sıcaklık normalde düşüyor. Ama kendisi zihnini kullanarak bu sıcaklığı sabit tutmayı başarıyor. Bu da herkesin stresi kontrol altına alabilme potansiyeli olduğunu gösteriyor. Modumuzu düşüncelerimiz ile düzenleyip bu şekilde stresten de kurtulabiliriz. Normalde sığ olarak nefes aldığımız için kendisinin nefes yöntemi ile vücudun kimyasını değiştirebiliriz. ” diyor. Sinir sistemine, bağışıklık sistemine ve hormonal sistemine erişebildiğini, normalde bu sistemlerin otomatik olduğunu fakat kendisinin ise bunlar ile derinlemesine bağlantı kurabildiğini söylüyor.

Yorum bırakın

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑